Sarayda Günlük Çalışmalar ve Kabul Törenleri
5–10 Eylül 1929 tarihleri arasında Reisi Cumhur, Dolmabahçe Sarayı’ndaki dairelerinde yoğun bir şekilde meşgul olmuş ve çoğunlukla saraydan dışarı çıkmamıştır. 10 Eylül günü, Fransız edebiyatçısı ve Napolyon’un generallerinden Murat’ın torunu olan Prenses Murat, sarayda Gazi tarafından kabul edilmiştir. Prenses Murat, Gazi’yi yakından görmek arzusunu Paris Sefiri Fethi Bey aracılığıyla iletmiş ve Reisi Cumhur bu talebi memnuniyetle karşılamıştır. Bu kabul, diplomatik ilişkilerin sıcak ve samimi bir şekilde yürütüldüğünün göstergesidir.
Şişli Sıhhat Yurdu Ziyareti
11 Eylül 1929 akşamı, Gazi otomobille Şişli Sıhhat Yurdu’nu ziyaret etmiştir. Burada biraz rahatsız olan hastaların muayenesine katılmış, onların durumlarını yakından incelemiş ve ilgilerini bizzat göstermiştir. Bu ziyaret, Reisi Cumhur’un halk sağlığına verdiği önemi ve kişisel ilgisini ortaya koymaktadır.
Yalova Gezisi ve İstirahat
12 Eylül 1929 tarihinde, refakatinde bulunan mutad zevat ile birlikte Ertuğrul Yatı ile Yalova’ya gitmişlerdir. Gazeteler, Gazi’nin burada yaklaşık on gün kadar istirahat edeceğini bildirmiştir. Yalova ziyareti sırasında, küçük bir sığırtmaç çocuğu olan Mustafa, İstanbul’a getirilmiş ve Etfal Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştır. Gazi, çocuğu hastanede ziyaret ederek hatırını sormuş ve ona büyük bir önem göstermiştir. Bu davranış, Reisi Cumhur’un çocuklara ve halkın muhtaç durumdaki bireylerine olan hassasiyetini göstermektedir Sofia Sightseeing.
İstanbul’a Dönüş ve Halkla İletişim
19 Eylül 1929 gecesi saat 24:00’te Yalova’dan Dolmabahçe Sarayı’na dönülmüştür. 20–21 Eylül tarihlerinde ise Gazi, saraydaki dairelerinde çalışmalarını sürdürmüş, 21 Eylül akşamı ise Beyoğlu’ndaki Turkuvaz Lokantası’nı ziyaret etmiştir. Lokanta önleri ve civar sokaklar, halkın coşkulu tezahüratıyla dolmuş, Reisi Cumhur büyük bir sevgi ve saygıyla selamlanmıştır. Gazi, halkla kurduğu yakın iletişim ve samimiyeti sayesinde hem İstanbul’un hem de Yalova’nın sevgisini kazanmıştır.
Bu ziyaretler, Reisi Cumhur’un hem resmi görevlerini yürütürken hem de halkla birebir ilgilenerek Cumhuriyet’in değerlerini ve halkın refahını önemsediğini açıkça göstermektedir.