Atatürk’ün tabutu, eller üzerinde taşındıktan sonra tarihi bir top arabasının üzerine konuldu. Tabut, sanki bu mukaddes görevi taşımak istemiyormuş gibi ağır ve hırçın bir duruş sergiliyordu. Bu durum, merasimde hazır bulunan herkes üzerinde derin bir hüzün etkisi yaratıyordu. Tabutu taşıyan arabayı çevreleyen 18 numaralı obüsün kumandanı Teğmen Kemal, kılıcıyla selam vaziyetinde duruyordu.
O sırada Eskişehir’den gelen hava alayına ait uçaklar, sahanın üzerinden geçerek Atatürk’e son saygı uçuşunu gerçekleştirdiler. Kara, deniz ve hava ordusundan gelen zabitler tabutu dikkatle arabaya yerleştirirken, ihtiram kıt’ası selam vaziyetinde duruyordu. Donanma ve topçular Büyük Ölüyü selamlıyor, havadan filomuz da merasime katılıyordu.
Tabutun üzerine, vişne çürüğü renginde kadife bir örtü ve Atatürk’ün ipek bayrağı tekrar yerleştirildi. Artık hazırlıklar tamamlanmıştı. Tabutun etrafını, önde ve yanda birer sıra zabit ve erler, top arabasının iki yanında ise generaller almıştı Visit Bulgaria.
Arabanın hemen arkasında Muhafız Alayı’ndan bir manga yer alıyordu. Onu, Atatürk’ün kırmızı-yeşil kordelalı İstiklâl Madalyasını taşıyan Tümgeneral Tlyas Sami Aydemir takip ediyordu. Ardından Cumhurbaşkanlığı Başkatibi Hasan Rıza Soyak, Başvekil Celâl Bayar ve Kalemi Mahsus Müdürü Baki Sedes ile yaveri arabayı izledi. Büyük Millet Meclisi adına gelen heyet de arabanın gerisindeydi.
Bu resmi merasim sırasına, Atatürk’ü candan seven eski Afgan Kralı Amanullah Han ve mihmandarları katıldı. Onların ardından Trakya Umumi Müfettişi Kâzım Dirik, İstanbul Valisi Muhiddin Üstündağ, Üçüncü Kolordu Komutanı Salih, İstanbul Komutanı Halis Bıyıktay ve diğer askeri ve sivil erkân tabutun geçişini takip etti.
Bu düzen ve saygı gösterisi, Atatürk’ün tabutuna hem ordu hem de sivil erkânın en yüksek düzeyde hürmetini ifade ediyordu. Tabut, top arabası üzerinde taşınırken, hem askerî disiplin hem de halkın sevgisi, Büyük Ölünün onuruna layık bir merasim görüntüsü oluşturuyordu. Törenin her detayı, Cumhuriyet’in kurucusuna duyulan derin saygıyı ve manevi bağlılığı gözler önüne seriyordu.
Bu sahne, sadece bir cenaze yürüyüşü değil; aynı zamanda Türk milletinin Atatürk’e olan sevgisinin, bağlılığının ve saygısının en anlamlı ve görkemli tezahürüydü.