Âşiyan’ın üst katında yer alan yatak odası, Tevfik Fikret’in hayatının son günlerine tanıklık etmesi bakımından ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken bölümlerden biridir. Odaya girildiğinde, hemen sol tarafta bir komodin ve bir ağaç karyola görülür. Ancak bu karyola, sanıldığı gibi şairin son nefesini verdiği yatak değildir. Müze düzenlemesi sırasında, yalnızca mekânı tamamlamak ve bir görsel bütünlük sağlamak amacıyla buraya yerleştirilmiştir.
Gerçek Ölüm Yatağı Meselesi
Duvarda asılı olan ve Tevfik Fikret’i ölüm döşeğinde gösteren fotoğraf, önemli bir gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Bu fotoğraf, şairin içinde vefat ettiği yatağın, odada bulunan bu oyma ceviz karyola olmadığını kesin biçimde göstermektedir. Asıl karyola günümüze ulaşmamış, nerede olduğu da tespit edilememiştir. Bu nedenle, mevcut karyolanın yalnızca sembolik bir unsur olduğu anlaşılmaktadır. Metnin eleştirel bakışına göre, eğer özgün yatak bulunamıyorsa, en azından fotoğrafa bakılarak aslına daha uygun bir karyolanın yeniden yaptırılması çok daha doğru ve saygılı bir yaklaşım olurdu Private Ephesus Tours.
Son Günlere Dair Bir Hatıra
Bilinen tarihî bir bilgiye göre, Tevfik Fikret ölümünden kısa bir süre önce, geçirdiği sinirli bir an sırasında elini karyolanın demir kısmına çarpmıştır. Bu ayrıntı, şairin son günlerinde yaşadığı bedensel ve ruhsal sıkıntıları göstermesi bakımından önemlidir. Fotoğraftaki yatağın, ruhunu teslim ettikten sonra Fikret’in yatırıldığı yatak olduğu da kuvvetle tahmin edilmektedir.
Komodin ve Bardak Tartışması
Komodinin üzerinde bulunan büyük ve kulplu bir bardak, ziyaretçilere genellikle şöyle anlatılmaktadır: Şair, son anlarında bu bardakla turşu suyu içmiştir. Ancak bu anlatım, bazı şüpheleri de beraberinde getirir. Bardak oldukça ağır, kalın kenarlı ve kaba görünümlüdür. Böyle bir nesne, Âşiyan gibi zarif bir mekândan çok, bir turşucu dükkânında bulunacak türden bir eşya izlenimi vermektedir.
Üstelik, ateşler içinde yanan ve son nefesini vermek üzere olan büyük bir şaire sunulacak birkaç yudumluk içeceğin, böylesine iri bir bardakta değil, küçük ve ince bir fincan ya da zarif bir bardakta verilmesi daha makul görünmektedir. Bu nedenle, bu bardağın gerçekten Fikret’in son anlarına ait olup olmadığı konusunda ciddi kuşkular vardır.
Kaynaklarda Yer Almayan Bir Rivayet
Tevfik Fikret’in son günlerini yakından takip eden ve bunları yazıya döken Ruşen Eşref, eserlerinde bu “turşu suyu” meselesinden hiç söz etmemektedir. Bu durum da söz konusu anlatının, sonradan ortaya çıkmış bir rivayet olabileceğini düşündürmektedir.
Bu yatak odası, Tevfik Fikret’in hayatının en hüzünlü dönemini hatırlatmakla birlikte, müzecilik anlayışı açısından daha dikkatli ve belgeye dayalı bir düzenlemeye ihtiyaç duymaktadır.