Âşiyan Mecmuası’na adını veren kişi Tevfik Fikrettir. Mecmuanın ismi, doğrudan onun Âşiyan’daki hayatı ve sanat anlayışıyla ilişkilidir. Tevfik Fikret, dergide yayımlanacak şiirleri için kendisine teklif edilen telif ücretini kesin bir dille reddetmiştir. Sanatını maddi bir karşılıkla ölçmeyi doğru bulmamış, yazılarını tamamen gönüllü olarak vermeyi tercih etmiştir. Bu tutum, onun edebiyata ve sanat ahlakına verdiği değerin açık bir göstergesidir.
Âşiyan Mecmuası’nda en yüksek telif ücreti ise Abdülhak Hâmid Tarhan’a ödenmiştir. Kendisine her şiiri için beş altın telif hakkı teklif edilmiş ve bu ücretin kabul edilmesi özellikle rica edilmiştir. Bu durum, Abdülhak Hâmid’in dönemin edebiyat dünyasındaki saygın yerini ve mecmuanın nitelikli yazarlara verdiği önemi göstermektedir Walking Tours Ephesus.
Mecmuanın Yayın Hayatı ve Basımı
Âşiyan Mecmuası’nın yayın hayatı oldukça kısa sürmüştür. Mecmua yalnızca 25 sayı yayımlanabilmiştir. İlk iki sayı Şirket-i Mürettibiye Matbaası’nda basılmış, sonraki sayılar ise Matbaa-i Âmire’de çıkarılmıştır. Buna rağmen kısa ömrüne karşın, dönemin edebiyat ve fikir hayatında iz bırakmayı başarmıştır.
Mecmuanın yazar kadrosu, devrin en seçkin kalemlerinden oluşmaktaydı. Bu kadro içinde Tevfik Fikret’in yanı sıra Ali Suat, Ahmed Şuayb, İsmail Müştak, Ali Kâmi, Celâl Sahir, Hüseyin Siret, Süleyman Fehmi, Faik Âli, Ahmed Haşim, Doktor Ali Suha, Rauf Necdet ve Enis Avni (Aka Gündüz) gibi önemli isimler yer almıştır. Ayrıca basın dünyasında “Köse İmam” adıyla tanınan Ali Fuad da mecmuanın yazarları arasındadır.
Bu yazarların bir kısmı ilerleyen yıllarda önemli devlet görevleri üstlenmiş, bazıları ise edebiyat ve basın alanında kalıcı eserler vermiştir. Bu durum, Âşiyan Mecmuası’nın yalnızca bir dergi değil, aynı zamanda bir fikrî ve edebî okul niteliği taşıdığını göstermektedir.
Aşkî Kemani ve Musiki Dünyasındaki Yeri
Metinde adı geçen Aşkî Kemani, İkinci Abdülhamid devrinde Ayvansaray ve Langa çevresinde yetişmiş sazendelerden biridir. Klasik musiki alanında ikinci derecede bir keman sanatçısı olarak kabul edilmiştir. Büyük ve ağır klasik eserlerde çok başarılı olamasa da, özellikle kız havaları, oyun havaları ve köçekçeler gibi halkın sevdiği eserlerde büyük bir ustalık göstermiştir.
Onun icrası canlı, akıcı ve coşkuluydu. Çifte telli çalışı, neşeli üslubu ve hareketli tavrı ile dinleyenleri etkilemeyi başarmıştır. Bu yönüyle Aşkî Kemani, dönemin eğlence ve musiki hayatında kendine özgü bir yer edinmiştir.