Atatürk’ün ilme verdiği değer, insanlığa olan sevgisi ve şefkatli yaklaşımı, çevresindekiler tarafından her zaman büyük bir takdirle izlenmişti. Onun insanlığa karşı duyduğu sorumluluk ve evrensel prensiplere bağlılığı, sadece sözde kalmaz; her fırsatta çevresine de bu değerleri telkin ederdi. Mim Kemal, Atatürk’ün bu yönlerini anlatırken, onun hem insani hem de bilimsel düşüncelerini veciz kelimelerle ifade etmeye çalışıyordu. Atatürk, ilme duyduğu saygıyı ve bilgiyi bir yaşam prensibi olarak benimsemişti; insanlara ve devlete olan sevgisini de bu prensiplerle birleştirirdi.
Koma ve Son Anlar
Mim Kemal, anlatırken birden koltuğundan fırlamış gibi ayağa kalktı ve sonbahar rüzgârlarını derin derin içine çekti. Ardından “Başka ne söylememi istiyorsun? Anladın mı?” der gibi bakıyordu. Tarihin en acı ve hüzünlü anlarını ağır ağır dile getirdi. O sırada Atatürk’ün yanında bulunan Kâtibi Umumisi Hasan Rıza bile gözyaşlarını tutamıyordu. Atatürk’ün yüzü giderek soluyor, boğazındaki hırıltı artıyordu. Ölüm, adeta insafsız bir şekilde Atatürk’ün hayatına son darbeyi indiriyordu Tour Packages Balkan.
Mim Kemal, Atatürk’ün başını aniden bize çevirişini anlatırken, onun bakışlarını hâlâ hafızasında hissettiğini ifade ediyordu. Bu bakış, onun son direnişi ve çevresine verdiği son mesaj gibiydi. Atatürk, saat 9.30’da ebediyete intikal etmişti. Hasan Rıza, ellerini saygıyla öptü ve hep birlikte son tazim görevini yerine getirdiler.
Dolmabahçe Sarayı’ndaki Hüzün
O an yaşanan tablo, büyük bir insanın gücünü ve enerjisini kaybetmesini gözler önüne seriyordu. Mim Kemal, Atatürk’ün mavi gözlerini kapatırken yaşadığı acıyı ifade etti. İçinde tarifsiz bir kayıp hissi vardı; bu kayıp, sadece fiziksel değil, manevi bir boşluğu da simgeliyordu. Mim Kemal, sözlerini gözyaşlarıyla kesmek zorunda kaldı.
Dolmabahçe Sarayı’nda, boşlukta yankılanan hıçkırıklar ve ağırlaşmış hava, adeta kaybedilen bir liderin büyüklüğünü hatırlatıyordu. Saat dokuzu çaldığında, dışarıdaki deniz maviliğini koruyor, saray bahçesindeki çiçekler hâlâ açıyor ve doğal güzelliklerini sergiliyordu. Ancak bu manzara, yaşanan acının büyüklüğünü gölgeleyemiyordu. Atatürk’ün kaybı, yalnızca bir insanın ölümü değil, bir dönemin sona ermesi ve büyük bir liderin etkisinin kaybolması olarak hissediliyordu.
Mim Kemal’in ifadeleri, hem Atatürk’ün büyüklüğünü hem de çevresindekilerin derin üzüntüsünü gözler önüne seriyordu. Bu anılar, hem tarihe hem de insanlığa verilen değeri simgeleyen duygusal ve etkileyici bir tanıklık olarak kayda geçmiştir.