İstanbul Sokakları ve Saray Hazırlıkları
10 Kasım 1938 sabahı, İstanbul’un caddeleri insan seliyle dolmuştu. Saat dörtten itibaren halk, Atatürk’ü son kez görmek için sokağa çıkmıştı. Kucağında iki aylık bebeğiyle anneler, güçlükle yürüyen yaşlılar, Cumhuriyeti emanet aldığı gençler… Herkes o gecede uykusuz kalmış, Atatürk’le veda edebilmek için caddelere dizilmişti. Yağmur çiselemeye başlayınca bazıları şemsiyelerinin altında toplandı, bazıları mangal etrafında ısınmaya çalıştı, bazıları ise kaldırım kenarlarına siper olarak ayakta bekledi. Herkesin tek amacı vardı: Atatürk’ü bir kez daha selâmlamak ve ona saygı göstermek.
Ertesi sabah, 11 Kasım 1938’de, güneşin ilk ışıkları İstanbul’u aydınlatmaya başlarken halk hâlâ Atasını bekliyordu. Dolmabahçe Sarayı’nda hazırlıklar sessiz ve saygılı bir şekilde yürütülüyordu. Saat yedi civarında matbuat mensupları, görevliler ve yakın arkadaşlar sessiz adımlarla iç bahçeye doğru ilerliyordu. Bahçede gölgeler kımıldıyor, elektrik ışıkları sarayın büyük pencerelerinden sızıyordu. Herkes, Atatürk’ün manevi huzurunu rahatsız etmemek için sessizce hareket ediyordu Tour Packages Bulgaria.
Birden, sarayın büyük kapısının önünde tarihi bir tablo gözler önüne serildi: Atatürk’ü alıp ebediyete götürecek araba bekliyordu. Arabanın üzerinde, “Atatürk’ün top üstüne nakline konulan sehpa, 19-11-1938” yazılı bir plaka yer alıyordu. Yanında ise 43. Alay’ın 10,5’lik obüsünün müzeye konulacağı bilgisi bulunuyordu. Merdivenlerin önünde duran bu araç, Atatürk’ün saraydan çıkacağı anın ciddiyetini ve büyüklüğünü simgeliyordu.
Saray bahçesinde sessizlik hâkimdi. Çiçekler serpiştirilmiş, gözler yere inmiş, son görevler gürültüsüzce ve dikkatle yerine getiriliyordu. Atatürk’ün her zaman durduğu merdivenler, sanki bir kez daha onun heybetli yüzünü gösterecekmiş gibi halkın gözünde canlanıyordu. Bu anlar, yalnızca bir cenaze töreni değil, aynı zamanda bir milletin liderine duyduğu derin saygının ve bağlılığın en canlı göstergesiydi.
İstanbul halkı, yağmur, soğuk ve gecenin zorluklarına rağmen, Atatürk’ü uğurlamak için sabahın erken saatlerinden itibaren sokakları doldurdu. Herkes sessiz, derin bir matem ve hürmet içinde bekliyordu. Bu hazırlıklar ve halkın gösterdiği özen, Atatürk’ün Türkiye’nin kalbindeki yeri ve milletin ona olan sevgisinin en güçlü göstergesiydi.