D32

D11, D25, D32, D41

Gökyüzünden ve Denizden Saygı

Bir yanda martılar, diğer yanda kuşlar Zafer gemisinin üzerinde uçarken tabutun üzerine çiçekler bırakıyordu. Kalbi yaralı İstanbullular, kara, deniz ve hava orduları ile büyük bir saygı gösterisi düzenlediler. Şehrin iki kıyısı, Avrupa ve Asya yakaları, hınca hınç doluydu; kalabalığın yoğunluğuna, matem duygusuna karşı koyamayacağı, adeta eriyip yok olacağı izlenimi veriyordu.

Cenazenin Gemilere Alınması

Saat 13.27’de Zafer, Yavuz gemisine yanaştı. Yavuz’un zabitanı ve efradı selam vaziyetindeydi. Önce Büyük Millet Meclisi üyeleri cenazeyi gemiye aldı, ardından denizcilerimizin elleri üzerinde tabut, mor kadifelerle hazırlanan sehpanın üzerine konuldu. Yavuz’dan atılan bir top, Marmara’nın engin ufuklarında yankılandı. Bu sırada dost ülkelerden gelen gemiler de top atarak büyük lidere son saygılarını gösterdi

D14, D24, D32, D44

Atatürk’ün Hastalığına Dair Bir Hatıra

Bu metin, Atatürk’ün tedavisinde görev alan doktorlardan biri olan Prof. Dr. M. Kemal Öke’nin bir mülakatına dayanmaktadır. Bu mülakat, dönemin önemli dergilerinden birinde yayımlanmış ve Atatürk’ün hastalığı ile son günlerine dair değerli bilgiler sunmuştur. Profesör, önce Atatürk ile ilgili hatıralarını anlatmış, daha sonra onun tedavi sürecinin başladığı günleri ayrıntılı şekilde dile getirmiştir. Bu anıları anlatırken yüz ifadesinin değiştiği, Atatürk’ün büyüklüğünü anlatırken gözlerinde derin bir hayranlık olduğu, ancak hastalık günlerini anlatırken büyük bir hüzne büründüğü ifade edilmiştir.

Tedavi Sürecinin Başlangıcı

Prof. Dr. M. Kemal Öke, o günlerde Suadiye’de evinde bulunduğunu ve bir telefon aldığını söylemiştir. Telefonda, ertesi gün sabah saat dokuzda sarayda bulunması gerektiği kendisine bildirilmiştir. Bu haber üzerine gece

D13, D23, D32, D45

Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa

Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1932 yılı ocak ve şubat aylarındaki faaliyetleri, hem resmi görevlerini hem de kültürel ve sosyal ilgilerini yansıtmaktadır.

20–22 Kânunusani 1932 – Sarayda Çalışmalar ve Sinema Ziyareti

20–22 Kânunusani tarihleri arasında Cumhurbaşkanı saraydaki bürolarında çalışmış, resmi işlerini takip etmiştir. 22 Kânunusani akşamı saat 21.30’da Opera Sineması’na giderek “Çanakkale” filmini izlemiştir. Bu ziyaret, hem tarihi olaylara olan ilgisini hem de kültürel etkinliklere verdiği önemi göstermektedir.

23–25 Kânunusani 1932 – Tiyatro Ziyareti ve Sanatçılara İlgi

23–24 Kânunusani’de saraydaki bürolarında çalışmaya devam etmiştir. 25 Kânunusani akşamı Parlamento Tiyatrosu’na gitmiştir. Belediye Reisi, Vali Muhiddin Bey ve Ruşen Eşref Bey kendilerini localarına almış ve “Yalova Tür

D15, D23, D32, D41

Fener Alayı ve Dolmabahçe Önlerinde Işık Şöleni

Fener alayına katılan kayıklar, sandallar, motorlar ve benzeri küçük deniz araçları, büyük bir özenle hazırlanmıştı. Bu küçük tekneler bayraklarla, defne dallarıyla süslenmiş; cam ve rengârenk kâğıt fenerlerle aydınlatılmıştı. Akşamın ilerleyen saatlerinde hepsi bir araya gelerek Haliç’te toplanmış ve görkemli bir manzara oluşturmuşlardı. Liman Kumandanlığı’nın sağladığı güvenlik ve düzen sayesinde alay, belirlenen güzergâh boyunca düzenli bir şekilde hareket etmiştir.

Deniz Üzerindeki Geçit Töreni

Fener alayına katılan tekneler, köprüden çıktıktan sonra sırasıyla liman dairesi, Seyr-i Sefain binası ve Kabataş sahilini takip ederek Dolmabahçe Sarayı önlerine doğru ilerlemişlerdir. Bu geçiş sırasında deniz üzerindeki hareketlilik, izleyenler için hem heyecan verici hem de görsel açıdan etkileyici bir şölen niteliği taşımıştır. Işıklarla süsle

D11, D23, D32, D43

Büyük Gazi’nin İstanbul’a Gelişi İçin Hazırlıklar

Büyük Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’u ziyaret edeceği haberi Ankara’dan alınır alınmaz, şehirde büyük bir heyecan ve hareketlilik başladı. İstanbul, kurtarıcısını karşılamak için kısa sürede kapsamlı hazırlıklara girişti. Ancak bu ziyaretin on gün gibi kısa bir süre içinde gerçekleşecek olması, hazırlıkların sınırlı kalmasına neden oldu. Buna rağmen, İstanbul halkı ve yöneticileri ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı.

Resmî Karşılama Heyetinin Oluşturulması

Ziyaret için geniş katılımlı bir istikbal heyeti oluşturuldu. Bu heyette Kolordu Kumandanı Şükrü Naili Paşa, İstanbul Mebusu Süleyman Sami Bey, Belediye Fen İşleri yetkilileri, vilayet erkânı, mebuslar, askerî yetkililer ve çok sayıda gazeteci yer aldı. Heyet, Ankara Vapuru ile İzmit’e doğru yola çıktı. Vapurdaki isimler arasında Şehremini Muhiddin Bey ve Vakit Gazetesi muhabiri

D13, D21, D32, D41

Bir Aydının Günlük Hayatından İzler

Nurullah Ataç, nereye giderse gitsin yanında tıklım tıklım kitap ve kâğıt dolu bir çanta taşırdı. Bu çanta, onun düşünce dünyasının bir parçası gibiydi. Şapkasının altından taşan bir tutam perçemi, koluna çoğu zaman asılı duran bastonu ve kendine özgü duruşu ile hemen fark edilirdi. Kulaktan atma gözlükleri sevmez, daha çok kelebek gözlük kullanmayı tercih ederdi. Dış görünüşüyle bile bir aydın olduğunu belli eden bu ayrıntılar, onun kişiliğini tamamlayan unsurlardı.

Yazı Disiplini ve Çalışma Alışkanlığı

Ataç, yazılarını standart boyutlu kâğıtlara yazardı. Çantasından çıkardığı hokka ve kalemiyle çalışır, yazı sırasında büyük bir dikkat ve özen gösterirdi. Hem eski hem de yeni harflerle yazdığı yazılar, adeta inci dizisi gibi düzenli ve temizdi. Müsveddelerinde karalanmış, üstü çizilmiş satırlara neredeyse hiç rastlanmazdı. Çünkü

D14, D25, D32, D43

Doç. Dr. Fahri Atabey’in Zeynep Kâmil Hastanesi’ndeki Çalışmaları

Doç. Dr. Fahri Atabey, 1952 yılından itibaren Zeynep Kâmil Hastanesi’nde görev yapmaya başlamıştır. 1860 yılında kurulmuş olan bu köklü hastanenin, çağın gerisinde kalmış yapısını yenilemek için yoğun çaba göstermiştir. Onun öncülüğünde hastane restore edilmiş, fiziki şartları iyileştirilmiş ve modern tıp anlayışına uygun bir sağlık kurumu hâline getirilmiştir. Bu çalışmalar, Zeynep Kâmil Hastanesi’nin yalnızca İstanbul için değil, tüm ülke için önemli bir ana ve çocuk sağlığı merkezi olmasını sağlamıştır.

Ana ve Çocuk Sağlığına Katkıları

Doç. Dr. Fahri Atabey, 1953 yılında Zeynep Kâmil Ana ve Çocuk Sağlığını Koruma Cemiyeti’ni kurmuştur. Bu cemiyet aracılığıyla hastaneye büyük katkılar sağlanmıştır. Cemiyetin girişimleri sayesinde hastaneye 200 yataklı bir çocuk hastalıkları pavyonu ile 150 yataklı bir kadın hastalıkları pavy

D14, D23, D32, D43

Sağ Duvardaki Resimler

Bu bölümün sağ duvarında, Tevfik Fikret’in kendi eliyle yaptığı üç önemli resim yer almaktadır. Bunlardan ilki, eşi Fatma Nâzime Hanımefendi’nin portresidir. Portre, sade anlatımı ve duygulu ifadesiyle dikkat çeker. İkinci eser, Âşiyan civarında Boğaziçi’nin bir görünüşünü yansıtan yağlı boya bir peyzajdır. Bu tablo, renk uyumu ve ışık kullanımıyla tereddütsüz bir sanat eseri olarak kabul edilir. Üçüncü resimde ise, bir çam ağacının altında oturan çarşaflı bir hanım görülür. Bu figürün de şairin eşi olduğu bilinmektedir. Resim, hem doğayla insan arasındaki ilişkiyi hem de dönemin gündelik yaşamını yansıtır Private Ephesus Tours.

Öğrencilik Yıllarından Bir Hatıra

Bu bölümde yer alan eserler arasında, Tevfik Fikret’in henüz Galatasaray Sulta

D11, D21, D32, D43

Zengin Hediyeler ve Misafirperverlik

Tebriz Hanı’nın misafirperverliği bununla da bitmedi. Biz şehirde misafir iken, ardımızdan kırk tümen değerinde hamam-baha, bir süslü koşum takımıyla karaçubuk bir küheylân at, bir alaca yorga at ve yedi deve yükü yiyecek, içecek ve meyve hediyeleri gönderildi. Böylece hanemiz bolluk ve bereketle doldu.

Bu hediyeler, Han’ın Osmanlı elçilerine gösterdiği saygının ve dostluğun açık bir göstergesiydi. İran sarayında konuk ağırlamak yalnızca bir nezaket değil, aynı zamanda siyasi bir incelikti. Han, Osmanlı elçisine değer vererek, ülkeler arasındaki iyi niyetin güçlenmesini arzu ediyordu.

Şehirde Yapılan Duyuru

Ertesi gün şehirde tellallar sokak sokak dolaşarak şu duyuruyu yaptılar:
“Osmanlı elçisi, yani Sünnîler burada bulunmaktadır. Şah’ın buyruğu ve Han’ın emriyle kimse Sünnîlere sövmesin. Söven olursa, Sünnîler onları öldürür ve kanları hel

Scroll to Top