G15

G15, G25, G31, G43

Tedavi Sürecinin Zor Günleri

Profesör, günlerce devam eden tedavinin en önemli safhalarını anlatırken zaman zaman hafızasını yoklar gibi duraklıyor ve yaşananları dikkatle hatırlamaya çalışıyordu. Anlattığı hatıralar, Atatürk’ün hastalığının ne kadar ağır bir süreç olduğunu açıkça göstermektedir. Bir gün, Atatürk’ün geceyi şiddetli nöbetler ve sıkıntılar içinde geçirdiği belirtilmiştir. Doktorlar ertesi gün kendisini ziyaret ettiklerinde Atatürk, yaşadığı durumu şu sözlerle ifade etmiştir: “Ben dün gece bambaşka bir insan olmuştum, sanki değişmiştim. Bu neydi? Ne tuhaf… Asıl dün gece hastaydım.” Bu sözler, onun hastalığın etkilerini bilinçli bir şekilde fark ettiğini ve yaşadığı değişimleri dikkatle gözlemlediğini göstermektedir.

Güçlü Bir Liderin Hastalık Karşısındaki Metaneti

Bir zamanlar savaş meydanlarında ordusuna zafer kazandıran, hitabeleriyle millete güç

G15, G25, G35, G44

1–2 Eylül 1932 – Sarayda Çalışmalar ve Boğaziçi Gezisi

1 Eylül 1932’de Gazi Mustafa Kemal Paşa, Dolmabahçe Sarayı’ndaki bürolarında çalışmalarını sürdürmüştür. Akşam üstü Boğaziçi’nde kısa bir gezinti yapmış ve Torba civarında bir süre dinlenmiştir.

2 Eylül günü, dünya güzellik kraliçesi Keriman Halis Hanım’ın teşekkür telgrafını almış ve ona şu cevabı göndermiştir:
“Keriman Halis Hanımefendi, Fındıklı Apartmanı – Kabataş. Telgrafınızı aldım. Başarılarınız vesilesiyle memleketimiz ve Türk kadınlığı hakkındaki saygılı düşüncelerinizden ve şahsıma dair güzel sözlerinizden çok memnun oldum. Başarılarınızın devamını dilerim, kızım.
Gazi Mustafa Kemal.”

Bu ileti, Gazi’nin gençler ve özellikle Türk kadınlarının başarılarına verdiği önemi göstermektedir.

3–6 Eylül 1932 – İstanbul Gezileri ve Boğaziçi Tenezzühü

3 Eylül akşamı, Beyoğlu’nda otomob

G15, G23, G32, G41

Temmuz 1927 Günlük Faaliyetleri ve Ziyaret Programı

8 Temmuz 1927 Tarabya ve Kabul Törenleri

8 Temmuz 1927 tarihinde Gazi, Çırçır Suyu civarına bir gezi yapmış, dönüşte Tarabya’da bulunan Tokatlıyan Oteli’nde Tarabya halkının saygı ziyaretini kabul etmiştir. Bu ziyaret sırasında halk, büyük bir ilgi ve sevgi gösterisinde bulunmuştur. Aynı gün Dolmabahçe Sarayı’na gidilerek özel hatıra defterini imzalayan birçok önemli kişi olmuştur. Bu isimler arasında Keçecizade İzzet Fuad Paşa, Niğde Mebusu Bekir Bey, eski Umum Mekâtib-i Askeriye Nazırı Ali Rıza Bey, Madenci Mehmet Arif Bey, emekli Miralay Naci Bey, Hüsrev Sami, İzkeçeli Arif Bey, Halil Halid Bey, Şark Demiryolları Şirketi sahibi Hasan Fehmi Bey ve eski Harbiye Nezareti Müsteşarı Ferik Fuad Paşa yer almıştır.

9–12 Temmuz 1927: Resmî Ziyaretler ve İstirahat Günleri

9 Temmuz 1927 tarihinde Kolordu, Vilayet, Şehremaneti ve Şehitlik ziya

G15, G22, G35, G42

Ertuğrul Vapuru İstanbul Yolunda

Ertuğrul vapuru, bacasından çıkan yoğun dumanlar arasında yavaş yavaş gözden kayboluyordu. Deniz üzerinde ilerlerken artık İstanbul’a çok yaklaşmıştık. Yaklaşık on milden fazla yol almıştık ve her geçen dakika heyecan artıyordu. İstanbul’a yaklaştıkça Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın neşesi de belirgin şekilde artıyordu. Gebze açıklarına geldiğimizde denizin ve kıyıların manzarası daha da belirginleşmişti.

Bu sırada Gazi Hazretleri, elinde tuttuğu küçük taneli tesbihini masanın üzerine bırakarak etrafına bakıp gülümseyerek bir soru sordu. Ses tonunda hem mutluluk hem de derin bir anlam vardı. İstanbul’un yaklaştığını hissettiği her hâlinden belliydi.

İstanbul Sınırlarına Giriş

Adalar henüz tam olarak seçilemiyordu. Uzaktan bakıldığında, uzun ve koyu renkli kara parçaları gibi görünüyordu. Buna rağmen artık İstanbul sularına girdiğimiz açı

G15, G23, G34, G42

Atamyan’ın Sanat Hayatı ve Otodidakt Yetişimi

Bedros Atamyan, kendi kendini yetiştiren, yani otodidakt bir aktördü. Sanat hayatının en yoğun on yılı 1869-1879 arasında geçti. Bu dönemde henüz şöhretinin ilk basamaklarındayken, mütevazı şartlar altında Akdeniz ve Avrupa seyahatleri yapma fırsatı buldu. Bu geziler sırasında farklı tiyatro kültürlerini gözlemledi ve sahne deneyimini geliştirdi.

Yazar Ado Talassö, Atamyan’ın yeteneğini çağdaş Fransız komedi yıldızları ve özellikle Mounet Sully ile eşdeğer kabul eder. Atamyan’ın sahneye yaklaşımı, sıradan bir oyuncudan çok farklıydı. Talassö şöyle anlatır:

“Rolünü oynamadan önce Atamyan, eserdeki olayların geçtiği yerlere gider, oraları gözlemler. Hayalinde o vakaların cereyan ettiği zamana götürür kendini ve o olayların içinde yaşar. Bu hayat ve duyguyla döndükten sonra sahnede rolünü oynardı. Örneğin Venedik ve Kıbrıs’ta Otello, Verona’da Romeo, Elsenor’da Hamlet gibi kara

G15, G21, G35, G42

Atâ Bey ve Mısır Casuslarının Yakalanması

Bir gün, Atâ Bey ve arkadaşları, Serasker Paşa çadırı civarında karşılarına çıkan iki çıplak kişiyi kontrol etmekle görevlendirildi. Bu kişiler ilk anda şaşkınlık yaşadı ve ancak birer adım attılar. Atâ Bey’in liderliğinde, Mâ Bey ve diğer muhafızlar, çıplaklarla birlikte Hafız Paşa’nın çadırına doğru yürüdü. Çadırın yakınında bir meşale yanıyordu ve ışık, Atâ Bey’in incelemesini kolaylaştırıyordu.

Atâ Bey, meşale ışığında bu kişileri dikkatle inceledi. Vücutları o yöre halkı gibi esmer değil, oldukça beyaz ve zayıf görünüyordu. Bu durum, Atâ Bey’in bu kişilerin Mısırlı İbrahim Paşa’nın casusları olabileceği şüphesini güçlendirdi. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra Paşa’nın huzuruna çıkarak durumu ayrıntılı şekilde anlattı. O sırada Tayyar Paşa ve Birecik mütesellimi Ayıntablı Battal Bey de Serasker’in yanında bulunuyordu

G15, G24, G33, G45

Aşiyan İdadisinin İlk Binası ve Kuruluşu

Aşiyan İdadisinin öğretime başladığı ilk bina, günümüzde Millî Türk Talebe Birliğinin bulunduğu yerde, yani geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Merkezinin yer aldığı eski Divan-ı Muhasebat Dairesinin yanındaki sokakta bulunuyordu. Bu bina, Keçecizâde Rıfuat Bey’in konağının tam karşısında yer almaktaydı. Söz konusu binada, dönemin değerli eğitimcilerinden Ahmed Edip tarafından kurulmuş olan “Biçki Yurdu” adlı bir eğitim kurumu faaliyet gösteriyordu.

Ahmed Edip, okul açmak için yer bulamayan arkadaşlarına bu binayı kiralamış ve bu sayede Aşiyan İdadisi öğretime başlayabilmiştir. Okulun ilk müdürlüğüne de Ahmed Edip getirilmiş, ancak bir süre sonra bu görevi kuruculardan Mustafa Namık Bey üstlenmiştir. Aşiyan İdadisinin ilk öğrencileri altmış kişiden oluşmaktaydı. Bu öğrencilerin on beşi yatılı, geri kalanları ise gündüzlüydü

G15, G23, G31, G45

Özdemiroğlu Osman Paşanın Vefatı

Tebriz Kalesi tamamen dolmuş, cephaneler, mühimmat ve kırk bin asker ile şehir güvenlik altına alınmıştı. Ancak Allah’ın takdiriyle, Özdemiroğlu Osman Paşa’ya bu kalede ilk cuma namazını kılmak nasip olmadı. O akşam, namazını kıldıktan sonra Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Bu acı haber, ordu arasında büyük üzüntü yarattı. Osmanlı askerleri hemen Cağaloğlu Sinan Paşa’yı başkomutan olarak seçtiler. Tebriz Kalesi’nin anahtarlarıyla birlikte Osman Paşa’nın ölüm haberi İstanbul’a, yani Devlet Kapısı’na gönderildi.

Yeni Kumandan Hadım Cafer Paşa

Sultan III. Murad, bu haberi alır almaz, Şam ve Trablus Veziri Hadım Cafer Paşa’yı aceleyle Tebriz’e gönderdi. Paşa kısa sürede gelip Tebriz valiliğini ve başkomutanlığı üstlendi. Adaletli ve kararlı yönetimiyle halkın sevgisini kazandı.

Hadım Cafer Paşa zamanında Tebriz öyle imar edildi ki, Su

Scroll to Top