I23

I12, I23, I31, I45

Atatürk Bulvarı Aksaray Bölgesi

Atatürk Bulvarı’nın Aksaray hududuna ulaşıldığında, sol tarafta ikişer, dörder ve altışar katlı kârgir ve beton apartmanlar sıralanmaktadır. Bu binalar arasında Kızılkılıç Apartmanı ve Yayla Apartmanı öne çıkar. Bu büyük yapılar, bulvarın estetiğine katkıda bulunurken, inşası ve genel bakımı için belediyeye yaklaşık üç milyon lira masraf yapılmıştır. Bulvarın binalarla süslenmesi ve düzenlenmesi projesi hazırlanırken bazı eski yapılar yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Kavşaklar ve Tarihi Yapılar

Bulvarın Aksaray Tramvay Caddesi ile kesiştiği kavşakta, sağ köşede Pertevniyal Validesultan Camii, sol köşede ise eski Vardar Yeni Bulvar Kıraathanesi yer almaktadır. Aksaray Caddesi’ni geçince sağ köşede Pertevniyal Valide Türbesi görülür. Türbenin az ilerisinde, yeni yapılmış olan Aksaray P.T.T. binası bulunur. Bu bina, Atatürk Bulvarı i

I12, I23, I34, I41

Atatürk’ün Son Veda Töreni

Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölümün Huzuru

7 Kasım 1938 sabahı saat 7.58’de, İstanbul halkı ve yakın arkadaşları, Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölünün huzuruna bir kez daha el bağladı. Merasim salonunu aydınlatan ışıklar, hüzünlü bir yankıyla kubbede yansıyordu. Atatürk’ün en güvenilir ve yakın arkadaşları, her zaman olduğu gibi onun etrafında toplanmıştı; bu kez tabutunu kaldırmak için bir aradaydılar.

Orgeneral Fahrettin Altay, Korgeneral Halis Bıyıktay, Salih Omurtağ, General Kurt Cebe, Ekrem Baydan, Osman Doğan, Hakkı Özgener, Zeki Ertöçay, Mustafa Hayri Ertoy, Salim Cevad Ayalp, Kemal Balıkesir, Enis Erkoçay, Ziya Erkinci, İshak Avni Akdağ ve Nuri Yamat, tabutun etrafında duruyordu. Salonun diğer tarafında zabitlerden oluşan bir ihtiram müfrezesi yerini almıştı. En önde duran zabitin elinde Atatürk’ün son örtüsü, kırmızı-beyaz atlas bayrak duruyordu.

I13, I23, I32, I45

3 Ağustos 1936 – Florya’ya Gidiş

3 Ağustos 1936 tarihinde Atatürk, İstanbul’dan Ertuğrul Yatı ile hareket ederek Heybeliada ve Akayla üzerinden Florya’ya geçmiştir. Refakatinde Dahiliye Vekili Şükrü Kaya ve diğer devlet adamları bulunmaktaydı. Yolculuk sırasında, Londra Büyükelçisi Fethi Okyar ile vedalaşmış ve Büyükada’dan geçerek yanındakilerle birlikte Florya’ya ulaşmıştır. Bu yolculuk, hem resmi hem de dinlenme amacı taşımaktaydı.

10 Ağustos 1936 – Moda Kulübü Balo Töreni

10 Ağustos 1936 akşamı Atatürk, Moda Kulübü’nün Ege Vapuru’nda düzenlediği baloyu teşrif etmiştir. Baloya, refakatinde bulunan Başvekil İsmet İnönü, İktisat Vekili Celâl Bayar, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu, Londra Büyükelçisi Fethi Okyar ve Bükreş Elçisi Hamdullah Subhi Tannöver katılmıştır. Atatürk ve devlet adamları Ege’ye Ertuğrul Yatı ile gelmiş, baloda hem eğlenmiş he

I15, I23, I32, I41

10 Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul’daki Halkla Buluşması

Büyükelçi Ali Fethi Bey’in Evinde Karşılama

10 Ağustos 1929 günü, Paris Büyükelçisi Ali Fethi Bey, Büyükdere’deki yalısında Gazi Mustafa Kemal’i ağırlamıştır. Halk, Gazi’yi rıhtımda coşkulu bir sevinçle karşılamış ve kalabalık, yalının önünden uzun süre ayrılmamıştır. Bu yoğun ilgi, Gazi’nin halkla olan yakın bağını ve Cumhuriyet’in kurucusuna duyulan derin sevgiyi açıkça göstermektedir.

Gazi’nin Balkon Konuşması

Yemekten sonra Gazi, balkona çıkarak Büyükderelilere hitap etmiştir. Konuşmasında şunları dile getirmiştir:

“Benim için zahmet ediyorsunuz, mahcubum. Beni görmek demek yüzümü görmek demektir. Eğer benim duygularımı anlıyorsanız, bu doğru bir yoldur. Ankara’dan buraya gelmeden önce hakkımda hastadır, ölüme mahkûmdur denmişti. İşte karşınızdayım, sıhhatliyim, elim ayağım tutuyor.

I15, I23, I34, I42

Enderun’dan Yetişmiş Kaptanpaşalar

Enderun’dan yetişmiş kaptanpaşalar, Osmanlı sarayında eğitim almış ve donanma ile devlet işlerinde önemli görevler üstlenmiş kişilerdir. Bu kaptanpaşaların isimleri ve hal tercümeleri şunlardır:

Mahmud Paşa

Sokollu Mehmed Paşa

Küçük Piyale Paşa

Cağalazade Sinan Paşa

Hafız Ahmed Paşa

Öküz Mehmed Paşa

Davud Paşa

Canbuladze Mustafa Paşa

Silâhdar Mustafa Paşa

Siyavuş Paşa

Silâhdar Yusuf Paşa

Bıyıklı Mustafa Paşa

Konan Paşa

Silâhdar Küçük Sipahi Mustafa Paşa

Musahib Mustafa Paşa

Köle Süleyman Paşa

Silâhdar Bekir Paşa

Küçük Hüseyin Paşa

Bursa’lı Mehmed Said Paşa

Kürklü Süleyman Rafet Paşa

Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa

Bu kaptanpaşalar, Enderun eğitimi sayesinde hem yönetim hem de askeri alanda yetiş

I13, I23, I34, I41

Salâhaddin Enis’in Memuriyet ve Gazetecilik Hayatı

Salâhaddin Enis, hukuk fakültesini tamamladıktan sonra, hem gazetecilik ve romancılık hem de devlet memurluğu hayatını başarıyla yürütmüştür. Bir süre Âyân Meclisi’nde kâtip olarak görev yapmış, ardından Seyrisefain kurumuna intisap etmiş ve ömrünün sonuna kadar burada hizmet vermiştir. Görev hayatının son yıllarında Devlet Denizyolları Neşriyat Müdürlüğü görevini üstlenmiştir.

Tarzı ve İstanbul’da Yeri

Enis, sadece yazarlığı ve gazeteciliğiyle değil, aynı zamanda giyim tarzıyla da İstanbul’da dikkat çeken bir sima olmuştur. Dar, kısa paçalı ve yukarı doğru genişleyen pantolonları, kalın bastonu ve cebini doldurduğu dolmakalemleri ile döneme yeni bir moda getirmiştir. Ayrıca giydiği büyük şapkalar ve boy boy ağızlıklar da onun sembol detayları arasında yer almıştır.

Enis’in yazıları zaman zaman tartışma yaratmıştır. Kadınlar aleyhine

I14, I23, I32, I43

1947 Yılında Gençler Arasında Bir Aşk Mektubu

Genç Aşıkların Hikâyesi

1947 yılında, on beş-on altı yaşlarındaki Yakub isimli bir şerbetçi çırağı, aynı yaştaki Şükran adında bir zarfcı-kutucu çırağına bir aşk mektubu göndermiştir. Bu mektup, ansiklopedinin yazı ekibinden Burhan Ülker’in armağanı olarak arşivimize girmiştir. Mektup, dönemin gençleri arasında geçen şirin bir aşk hikâyesini ve günlük yaşam sahnesini tasvir etmektedir.

Mektubun Gönderilme Anı

Yazara göre, haziran ayının tatlı bir ikindi vaktinde Yakub, kırmızı peştemali beline kuşak gibi dolamış, beyaz mintan ve açık mavi kısa pantolon giymiş, çıplak ayaklı bir gençtir. Ayak bileklerine kadar kısa gelen pantolonuyla, terlik yerine basık yemeni giymiştir. Sırtında kolları dirsek hizasında kıvrılmış mintanı, büyük parmaklı elleri ve hırçın bakışlarıyla oldukça dikkat çekicidir.

Yakub,

I15, I23, I31, I45

Yakup Şah Bağı Cennetten Bir Köşe

Bu bağ, sanki yeryüzünde eşi olmayan bir cennet bahçesi gibidir. Güzelliği, düzeni ve ferahlığıyla felekte benzeri yoktur. Rivayete göre bu bağın bu kadar bakımlı kalmasının sebebi, Sultan III. Murad’ın vezirlerinden Koca Ferhad Paşa’dır. Tebriz valiliği yaptığı dönemde, bu Yakup Şah Bağı’nın havasını ve suyunu çok beğenmiş; burada çeşitli köşkler, dinlenme yerleri, gölgelikler ve süslü odalar yaptırmıştır.

Zamanla bağ o kadar güzelleşmiştir ki, Sultan IV. Murad Tebriz’i fethettiğinde, bu cennet misali bahçenin zarar görmemesi için Çiftelerli Osman Ağa’yı buranın koruyucusu olarak görevlendirmiştir. Günümüzde bile bu yerin kalıntıları, eski bir gülistan bahçesinin izlerini taşır.

Bağın duvarında yazılı tarih beyti şöyleydi:

“Eyledi Ferhâd eyvân-ı Şîrîn.”

(Sene 983 / Miladi 1575)

Bu mısra, Ferhad Paşa’nın bu güzellikleri Şirin için

Scroll to Top