I34

I15, I22, I34, I44

Atatürk Bulvarı Açılışı

Sayın arkadaşlar,

“Hepinizi hürmetle selamlayarak, **İsmet İnönü döneminin sayısız medeni eserlerinden biri olan Atatürk Bulvarı’nı büyük bir mutlulukla açıyorum.”

Atatürk Bulvarı’nın açılması, İstanbul basını tarafından Doktor Lütfi Kırdar’ın büyük başarısı olarak karşılanmış ve İstanbul halkının ortak sevinci olarak değerlendirilmiştir. İstanbul Ansiklopedisi de bu başarıyı Büyükşehir’in önemli bir eseri olarak kayda almak istemiştir Private Tours Istanbul.

Açılış Töreni ve Halkın Katılımı

Açılış töreninden sonra, bulvar halk, gazeteciler ve o dönemde Maarif Vekili olan Hasan Ali Yücel’in katılımıyla yürüyerek geçilmiştir. Yürüyüş, Tarlabaşına kadar devam etmiştir. Bunun ardından Atatürk Bulvarı’nda 53 atl

I12, I23, I34, I41

Atatürk’ün Son Veda Töreni

Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölümün Huzuru

7 Kasım 1938 sabahı saat 7.58’de, İstanbul halkı ve yakın arkadaşları, Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölünün huzuruna bir kez daha el bağladı. Merasim salonunu aydınlatan ışıklar, hüzünlü bir yankıyla kubbede yansıyordu. Atatürk’ün en güvenilir ve yakın arkadaşları, her zaman olduğu gibi onun etrafında toplanmıştı; bu kez tabutunu kaldırmak için bir aradaydılar.

Orgeneral Fahrettin Altay, Korgeneral Halis Bıyıktay, Salih Omurtağ, General Kurt Cebe, Ekrem Baydan, Osman Doğan, Hakkı Özgener, Zeki Ertöçay, Mustafa Hayri Ertoy, Salim Cevad Ayalp, Kemal Balıkesir, Enis Erkoçay, Ziya Erkinci, İshak Avni Akdağ ve Nuri Yamat, tabutun etrafında duruyordu. Salonun diğer tarafında zabitlerden oluşan bir ihtiram müfrezesi yerini almıştı. En önde duran zabitin elinde Atatürk’ün son örtüsü, kırmızı-beyaz atlas bayrak duruyordu.

I14, I21, I34, I41

Hatay Dâvası ve Gelen Telgraflar

29 Ocak 1937 tarihinde Hatay dâvasının olumlu sonuçlanması üzerine, Türkiye’nin dört bir yanından Atatürk’e on binlerce telgraf gelmiştir. Bu yoğun ilgi ve tebrik dalgası, Atatürk’ü derinden etkilemiş ve Anadolu Ajansı aracılığıyla millete teşekkürlerini iletmiştir. Bu olay, Hatay meselesinde Türk halkının büyük bir heyecan ve milli duygularla süreci takip ettiğini göstermektedir.

Şubat 1937 – Florya ve Dolmabahçe Ziyaretleri

19 Şubat 1937’de Atatürk, öğleden sonra Florya’ya giderek deniz köşkünde kısa bir istirahat yapmış ve etrafla küçük bir gezintiden sonra saat 17:00’de Dolmabahçe Sarayı’na dönmüştür.

20 Şubat 1937’de ise Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüştü Aras, Hatay işi için Cenevre’ye gitmek üzere Ankara’dan gelen Hariciye Vekâleti Kâtibi Numan Menemencioğlu ile birlikte Başvekil İsmet İnönü’yü ziyaret etmiş, ardından üç devle

I12, I24, I34, I42

1929 Yılında Reisi Cumhur’un Tokatlıyan Oteli ve Taksim Ziyareti

Otelden Çıkış ve Halkla Buluşma

Reisi Cumhur, yemek salonundan çıkmak üzereyken kendilerine arzı tazimat eden iki yabancı konuk ve onlara eşlik eden ihtiyat zabitlerine özel bir iltifatta bulunmuştur. Bu sırada Gazi’nin Tokatlıyan Oteli’nde bulunduğu haberini duyan halk, otel önünde büyük bir kalabalık oluşturmuş ve kendilerini görmek için bir araya gelmiştir.

Gazi otelden çıkınca, bir süre halk arasında yürüyerek, vatandaşları selamlamıştır. Cumhuriyet gazetesi, bu anı “özgürlük ve demokrasinin örnek bir gösterisi” olarak nitelendirmiştir. Halk, Gazi’yi coşkuyla alkışlamış, sevgi ve saygılarını yüksek sesle dile getirmiştir.

Taksim Bahçesi Ziyareti

Ardından Gazi, otomobiline binerek Taksim Bahçesi’ne gitmiştir. Bahçedeki numaralı alanları tek tek gezmiş ve halkın kendisine gösterdiği ilgiyi bizzat gözlemlemişti

I13, I25, I34, I41

Gazi Paşa’nın Tarihî Nutku

Gazi Paşa Hazretleri, konuşmasına İstanbul halkını, şehirdeki cemiyetleri ve kendisini karşılayan bütün resmî ve sivil heyetleri selamlayarak başladı. Bu karşılamadan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden Gazi Paşa, kendisine gösterilen içten ilgi ve sevginin, bugün açıkça görülen parlak tezahürlerinden derin şekilde etkilendiğini söyledi. Samimi duygularla teşekkür ettiğini özellikle vurguladı.

Sekiz Yıllık Ayrılığın Ardından

Gazi Paşa, İstanbul’dan ayrılışının üzerinden sekiz yıl geçtiğini hatırlatarak, bu sürenin hicran ve hasretle dolu anlarla daha da uzun hissedildiğini dile getirdi. Bu ayrılığın, hem kendisi hem de İstanbul halkı için büyük bir özlem yarattığını belirtti. İstanbul’un kendisinde uyandırdığı bu derin duyguların büyüklüğünün kolayca anlaşılabileceğini söyledi.

İstanbul’un Türk Milleti

I15, I23, I34, I42

Enderun’dan Yetişmiş Kaptanpaşalar

Enderun’dan yetişmiş kaptanpaşalar, Osmanlı sarayında eğitim almış ve donanma ile devlet işlerinde önemli görevler üstlenmiş kişilerdir. Bu kaptanpaşaların isimleri ve hal tercümeleri şunlardır:

Mahmud Paşa

Sokollu Mehmed Paşa

Küçük Piyale Paşa

Cağalazade Sinan Paşa

Hafız Ahmed Paşa

Öküz Mehmed Paşa

Davud Paşa

Canbuladze Mustafa Paşa

Silâhdar Mustafa Paşa

Siyavuş Paşa

Silâhdar Yusuf Paşa

Bıyıklı Mustafa Paşa

Konan Paşa

Silâhdar Küçük Sipahi Mustafa Paşa

Musahib Mustafa Paşa

Köle Süleyman Paşa

Silâhdar Bekir Paşa

Küçük Hüseyin Paşa

Bursa’lı Mehmed Said Paşa

Kürklü Süleyman Rafet Paşa

Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa

Bu kaptanpaşalar, Enderun eğitimi sayesinde hem yönetim hem de askeri alanda yetiş

I13, I23, I34, I41

Salâhaddin Enis’in Memuriyet ve Gazetecilik Hayatı

Salâhaddin Enis, hukuk fakültesini tamamladıktan sonra, hem gazetecilik ve romancılık hem de devlet memurluğu hayatını başarıyla yürütmüştür. Bir süre Âyân Meclisi’nde kâtip olarak görev yapmış, ardından Seyrisefain kurumuna intisap etmiş ve ömrünün sonuna kadar burada hizmet vermiştir. Görev hayatının son yıllarında Devlet Denizyolları Neşriyat Müdürlüğü görevini üstlenmiştir.

Tarzı ve İstanbul’da Yeri

Enis, sadece yazarlığı ve gazeteciliğiyle değil, aynı zamanda giyim tarzıyla da İstanbul’da dikkat çeken bir sima olmuştur. Dar, kısa paçalı ve yukarı doğru genişleyen pantolonları, kalın bastonu ve cebini doldurduğu dolmakalemleri ile döneme yeni bir moda getirmiştir. Ayrıca giydiği büyük şapkalar ve boy boy ağızlıklar da onun sembol detayları arasında yer almıştır.

Enis’in yazıları zaman zaman tartışma yaratmıştır. Kadınlar aleyhine

I11, I25, I34, I42

Vşnanyan Geçmişin Önde Gelen Ermeni Sarraflarından

Vşnanyan, geçen asrın tanınmış Ermeni sarraflarından biridir. Eğinli Aşnanyan ailesinin soyundan gelir ve muhtemelen Mıkırdiç Aşnan’ın oğludur. 1842 yılında kurulan Anadolu Kumpanyası’nın ilk üyelerinden biri olmuştur. Aynı yıl Kasım ayında Patrikhanede yapılan bir meclis toplantısının ardından, fakirler, yetimler ve dullar teşkilâtının başına getirilmiştir.

Vşnanyan, 1853, 1855 ve 1856 yıllarında Patrikhane Cismânî Meclisi’ne üye olarak seçilmiştir. 1883’te Ermeni cemaatinin yeni nizamnamesinin icra komisyonunda, 1869’da ise Patrikhane Ruhani ve Cismani Meclislerine üye olarak görev yapmıştır. 1845 yılında inşa edilen Kandilli Ermeni Kilisesi, onun hayırseverliği sayesinde tamamlanmıştır ve günümüzde de bu çabanın bir eseri olarak değerlendirilmektedir Guided Tour Ephesus.

I13, I22, I34, I42

Tebriz Çevresindeki Nahiyeler

Tebriz şehri, yalnızca merkezdeki zenginlikleriyle değil, çevresindeki verimli nahiyeleriyle de ünlüdür. Bu nahiyelerin her biri adeta ayrı bir şehir gibi gelişmiş, bağları, bahçeleri, camileri, hanları ve çarşılarıyla canlı birer yerleşim merkezidir.

Üçüncü Nahiye Dideher

Dideher nahiyesi, Tebriz’in batı ve güney yönünde, şehirden yaklaşık dört fersah uzaklıktadır. Toplamda 24 köyden oluşur. Bu köylerin her biri bakımlı, düzenli ve güzellikleriyle dikkat çeker. Dideher’de camiler, hanlar, hamamlar ve küçük çarşılar bulunur. Ayrıca her köyün etrafında İrem bahçelerini andıran yeşil alanlar vardır. Bu bölge, hem doğal güzellikleri hem de halkının konukseverliğiyle ünlüdür Sofia City Tour.

Dördüncü Nahiye Tjrd

Scroll to Top