I44

I15, I22, I34, I44

Atatürk Bulvarı Açılışı

Sayın arkadaşlar,

“Hepinizi hürmetle selamlayarak, **İsmet İnönü döneminin sayısız medeni eserlerinden biri olan Atatürk Bulvarı’nı büyük bir mutlulukla açıyorum.”

Atatürk Bulvarı’nın açılması, İstanbul basını tarafından Doktor Lütfi Kırdar’ın büyük başarısı olarak karşılanmış ve İstanbul halkının ortak sevinci olarak değerlendirilmiştir. İstanbul Ansiklopedisi de bu başarıyı Büyükşehir’in önemli bir eseri olarak kayda almak istemiştir Private Tours Istanbul.

Açılış Töreni ve Halkın Katılımı

Açılış töreninden sonra, bulvar halk, gazeteciler ve o dönemde Maarif Vekili olan Hasan Ali Yücel’in katılımıyla yürüyerek geçilmiştir. Yürüyüş, Tarlabaşına kadar devam etmiştir. Bunun ardından Atatürk Bulvarı’nda 53 atl

I14, I24, I32, I44

Atatürk’ün İstanbul’dan Ebedi Ayrılışı

Tarih 10 Kasım 1938… Aziz ve ebedi şefimiz Atatürk, İstanbul’dan bir daha dönmemek üzere ayrıldı. Cumhuriyetin kurucusu, bütün bir milletin kalbinde taht kurmuş lider, ebediyen bizlerden uzaklaştı. İstanbul halkı bu elim olayı büyük bir üzüntüyle karşıladı; Atatürk’ün mukaddes naaşını günlerdir adeta bir hac merasimi gibi tavaf ediyorlardı. İnsanlar, ölüm gerçeğini bir türlü kabullenemiyor, tabutuna sarılarak son kez ona dokunmaya çalışıyor, ipek bayrağa yüzlerini sürerek içlerindeki derin acıyı ifade ediyorlardı.

Özellikle evvelki gece İstanbul, tarih boyunca benzeri görülmemiş bir yoğunluk ve üzüntü yaşadı. Şehir, gece yarısına doğru her zamanki sessizliğinden uzaklaşmış, caddeler ve geçit yerleri insan seliyle dolmuştu. Atasını son kez görmek isteyen İstanbullular, kaldırımlarda ve geçit yollarında bir araya gelmiş, saatler ilerledikçe kalabalık daha da yoğunlaşmıştı. Bu manzara

I15, I25, I35, I44

5–21 Eylül 1935 – Başbakan Ziyareti ve Ankara Dönüşü

5 Eylül 1935’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk, diş tedavisi gören Başbakan İsmet İnönü’yü Heybeliada’daki evinde ziyaret etmiştir. Bu ziyarette Atatürk, geç vakte kadar İnönü’nün yanında kalarak hem dostane sohbetlerde bulunmuş hem de devlet işleri üzerine kısa değerlendirmelerde bulunmuştur.

21 Eylül 1935’te ise Atatürk, Başbakan İsmet İnönü ve İstanbul’da bulunan bazı bakanlarla birlikte hususi trenle Ankara’ya dönmüştür. Yolculuk, hem İstanbul’dan ayrılma hem de Ankara’ya dönüş için resmi bir program kapsamında gerçekleşmiştir.

17–28 Mayıs 1936 – İstanbul Ziyareti ve Harp Akademisi Tatbikatı

17 Mayıs 1936’da Atatürk İstanbul’a gelmiş ve geleneksel merasimle vilayet hududunda karşılanmıştır.

28 Mayıs 1936’da Harp Akademisi tarafından düzenlenen tümen tatbikatını incelemek üzere sahaya gitmiştir. Sabah erken saatlerde başlay

I14, I21, I35, I44

18–24 Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in Deniz Gezileri ve Yalova Ziyareti

Seyyar Deniz Hamamı

Reisi Cumhur için Seyrisefain fabrikasında özel bir seyyar deniz hamamı yaptırılmıştır. Bu hamam, Haliç’ten çıkarılarak Ertuğrul yatının yanına, Dolmabahçe Sarayı karşısına bağlanmıştır. Hamamın içi kumla döşenmiş ve yüzücünün akıntıya kapılmaması için tel kafesle korunmuştur. Ayrıca bu deniz hamamı, bir römorkörle istenilen yere taşınabilecek şekilde tasarlanmıştır. Böylece Gazi, güvenli ve konforlu bir şekilde deniz keyfi yapabilmektedir.

18 Ağustos 1929: Boğaziçi Gezisi

18 Ağustos’ta Gazi, Sakarya Motoru ile Boğaziçi’nde bir deniz gezisi yapmıştır. Bu geziler, hem halkla temas hem de İstanbul’un eşsiz manzarasını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

19 Ağustos 1929: Yalova Ziyareti

19 Ağustos günü Gazi, refakatindekilerle birlikte Ertuğru

I14, I24, I31, I44

Milletin Sarayı

Gazi Paşa Hazretleri konuşmasının bu bölümünde, sarayın artık geçmişte olduğu gibi bir zümrenin ya da şahısların değil, doğrudan doğruya milletin evi olduğunu güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Bu sarayın, bir zamanlar “zıllullah” olarak anılanların değil, gerçeğin ve egemenliğin sahibi olan milletin sarayı olduğunu ifade etmiş, bu sözleri salonda uzun süre devam eden alkışlarla karşılanmıştır. Gazi Paşa, burada bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, kendisini milletin bir ferdi olarak bu mekânda görmekten büyük bir bahtiyarlık duyduğunu belirtmiştir.

İstanbul’a Duyulan Sevgi ve Umut

Gazi Paşa, İstanbul’un eşsiz güzellikleri ve İstanbul halkının samimi ilgisi içinde geçireceği günlerin kendisi için unutulmaz hatıralar bırakacağına olan inancını dile getirmiştir. Bu günlerin aynı zamanda kendisine yeni ve verimli ilhamlar vereceğini söylemiş, b

I12, I24, I33, I44

Millî Mücadele ve Propaganda Çalışmaları

1918–1920 yılları arasında, ülkenin bağımsızlık mücadelesini desteklemek amacıyla Millî İstiklâl propagandası için çok sayıda kitap ve makale kaleme aldı. Ayrıca çeşitli konferanslar vererek Türkiye’nin haklı davasını yurtdışında duyurmaya çalıştı. Bu dönemde, Lucerne Sosyalist Konferansı’nda Türkleri temsil ederek uluslararası platformlarda fikirlerini aktardı.

Devlet Hizmetleri ve Lozan Görevi

1921 yılında Tevfik Paşa sadâretinde, Sadedin Arsel’in başkanlık ettiği Şûrayi Devlet Tanzimat Dairesi üyeliğine getirildi. Bir yıl sonra, 1922’de Gazi Mustafa Kemal tarafından doğrudan seçilerek, Lozan Sulh Konferansı’nda Türkiye’yi temsil edecek Umumi Kâtiplik görevine tayin edildi. Bu görev, Türkiye’nin diplomatik alanda itibarını güçlendirmek açısından büyük önem taşıyordu.

Mali ve Siyasi Görevler

1923–1927

I12, I21, I31, I44

Yakub’un Masum Aşk Mektubu

Mektubun Teslimi

Çarşı boyu yol oldukça dik bir yokuştu. Genç ve güzel bir kız, yokuşun üst başında durdu ve Yakub’un mektubunu aldı. Kız, mektubu açmadan yürümeye başladı. Güzelliği ve gururu ile tanınan bu mektepli kız, Yakub’un cesurca yazdığı mektuba biraz öfkelenmiş olacak ki, mektubu açmadan önce sinirle buruşturdu ve duvar kenarına fırlattı.

Yakub ise mektubun yırtılmasına izin vermedi. Tek parça hâlinde topladı ve cebine koydu. Kız bir süre sonra geri döndü; gözleri yaşlıydı ve biraz da şaşkındı. Mektubun ortadan kaybolmasına şaşırmıştı ve çevresindekilere bir şey soramadı. Yakub, kızın hıçkırarak durduğunu görünce sırtını okşayarak:
— “Kız, ben aldım ama sana veremeyeceğim,” dedi Guided Tour Ephesus.

Kız bu sözler

I12, I25, I35, I44

Tebrizin Bereketli Meyveleri

Tebriz, bereketli toprakları ve verimli havasıyla her tür meyvenin yetiştiği bir diyardır. Şehirde binlerce çeşit meyve bulunur. En meşhurları arasında Necm-i Halef armudu, Peygamber armudu, Sibet Milânî elması, tatlı zerdali (kayısı), Necm-i Ahmedî üzümü, ufak üzüm, razakı, melikî, tabarze, Hızire-i Mecdeddin, bakran, sarı alûs (erik) ve kadınlar armudu sayılabilir.

Bu meyvelerin tadı öyle güzeldir ki, rivayete göre Şam’da bile bu kadar çeşit bulunmaz. Sadece bazıları İstanbul pazarlarında görülebilir. Tebriz’in iklimi meyvelere özel bir lezzet verir; suları tatlı, toprakları bereketlidir. Bu yüzden meyveler hem iri hem kokuludur. Yazın şeftali, kayısı ve üzüm, kışın elma ve armut, halkın sofralarını süsler.

Lezzetli İçecekler ve Şerbetler

Tebriz halkı, meyvelerden elde edilen içecekleriyle de meşhurdur. En beğenilen içecek, misket üzümünden yapılan

Scroll to Top